Kadrosunda Daisy Ridley, Mark Hamill, Carrie Fisher, John Boyega, Adam Driver, Oscar Isaac, Kelly Marie Tran, Andy Serkis ve Gwendoline Christie gibi isimleri barındıran Rian Johnson'ın yazıp yönettiği The Last Jedi 13 Aralık'ta vizyona girmişti! Dünya çapında yaptığı hasılat Box Office tarafından açıklandı. Toplamda 450 milyon dolar hasılat yapan The Last Jedi sadece ABD'de 220 milyon dolar hasılat elde etti. Yerli hasılatta yani ABD hasılatında The Force Awakens'ın gerisinde kaldı. The Force Awakens 247.9 milyon dolar hasılat elde etmişti.
The Last Jedi'ın diğer ülkelerde yaptığı hasılatlar ise şöyle: İngiltere 36.7M; Almanya 23.6M; Fransa 18.1M; Avustralya 15.9M; Japonya 14.4M; Rusya 8.5M; İspanya 8.3M; Brezilya 7.2M; İtalya 7.0M; Meksika 7.0M; İsveç 6.0M; ve Kore 5.1M. The Force Awakens, toplamda 2,068,223,624 milyar dolar hasılat elde etmişti. Sizce The Last Jedi geçebilir mi, yoksa altında mı kalır? Yorumlarda belirtin!
Şu an bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Sizlerde iyi huylu bile olsa bir önyargı oluşturmak istemem. Star Wars benim için sizler kadar anlam ifade ediyor. O yüzden tüm söyleyebileceğim her ne olursa olsun, iyi veya kötü de olsa, eleştirmenler yerseler de övseler de gidip izlemeniz gerekiyor. Unutmayın Güç'ün hiçbir zaman tek bir tarafı olmamıştır. Son Jedi yayınlanmadan önce Güç Uyanıyor'dan beri belli başlı sorular, belli başlı teoriler vardı. Rey'in ailesi kimdir, onlara ne oldu? Snoke kimdir, nasıl bu kadar imkana sahip oluyor? Daha pek çok soru olsa da en çok sorulan sorular bunlardı. Bu film bunları cevaplıyor muydu derseniz bunun cevabını size veremem, spoiler olur. Ancak şüpheniz olmasın bu sorular cevaplanmış olsun olmasın filmin sonunda yeni sorular da sormaya başlayacaksınız.
Filmin konusu basitçe şöyle: Direniş, İlk Düzen ile savaş halindedir. Ancak tam yendiğini sanırken İlk Düzen'in onları hyperdriveda da takip edebilecek bir teknolojiye sahip olduğu ortaya çıkar. Köşeye sıkışan Direniş Leia Organa'nın önderliğinde, Poe Dameron, Finn, Rose Pico, Amiral Amilyn Holdo ile beraber kurtuluş aramaktadır. Tüm bunlar olup biterken Rey, Luke'un isteksiz olarak verdiği eğitimine başlar. Adadaki Güç Ağaçları ve adanın karanlık tarafı ona seslenmekte, onu çağırmaktadır. Kimliğini aramakta, Güç ile bağlantısını çözmeye çalışmakta ve rehbere ihtiyaç duymaktadır. Öte yandan Kylo Ren yeniyetme Rey'e yenilmiş olduğu için ustası Yüce Lider Snoke tarafından azarlanmakta ve başında General Hux'ın bulunduğu ordularla Direniş'e saldırmaktadır. Ancak Rey ve Ren arasında ilginç bir Güç bağlantısı ortaya çıkar, zihinleri bağlanmış, galaksinin bir ucundan bir ucuna iletişim kurmaktadırlar ve birbirlerini kendi saflarına çekmeye çalışırken bir şekilde duygusal da bir bağ kurarlar. Bakalım kim başarılı olacaktır?
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama bu yazıyı yazarken bilinçli olarak konudan kaçıyorum. Sizi cidden etkilemek istemiyorum. Ancak gelin görün ki film hakkındaki fikirlerimi yazmak zorundayım. O yüzden öncelikli bir uyarı olarak buradan sonra yazan yazıları okumak zorunda değilsiniz. Yazacaklarım spoiler değildir fakat etkilenmenizi istemediğim düşüncelerimdir. Arkadaşlar animasyon filmini de sayarsak toplam on filmi çıktı Star Wars'un. Diğer tüm çizgi roman, öykü, roman, animasyon dizileri vesaireyi hesaba katmayıp subjektif bir sıralama yapacak olsam muhtemelen bu film 5. sıramda falan olurdu. Son zamanlarda hem yerilecek hem övülecek tarafları olan kült filmlerin yapılıyor olması üzmüyor diyemem. Justice League ve Star Wars gibi eski, ancak çağ başlatan işlerin daha iyilerini hak ettikleri görüşündeyim. Filmin sonlarına doğru yalvardığım, sonunu görerek lütfen bunu yapmayın dediğim bir durum oldu. Force Awakens'a en çok kızılan konu A New Hope'a olan benzerliği idi. Bu filmin üç önemli ayrıntısı var: biri Luke'un ustalığı ile ilgili orijinal üçlemenin 1. filminden, bir diğeri Rey'in eğitimine dair 2. filminden, diğeri ise Kylo Ren ve Snoke, Rey ve Luke usta çırak ilişkileri hakkında 3.filminden esinlenilmiş, alınmış, onları hatırlatıyor... Artık siz izledikten sonra hangi yorumu yaparsanız o. Ancak ben göz göre göre gelen şeylerden hoşnut kalmadım.
Huzur: Film hakkında bol aksiyonlu diyorlar. Evet bu doğru. Boş bir an yok filmde. Her şey çok güzel serpiştirilmiş. Sevmediğim karakter yok. Kylo Ren bir gün sevebileceğimiz bir kıvama gelecek demiştim. Bence geldi de. Derin, duygusal bir karakter. Vader'dan daha deli, daha çocuk, daha duygusal. Ne babasından ne de dedesinden o karizmayı almamış. Kendine has, çelişkili bir karakter. Bir haberde Dark Knight filminin Heath Ledger Joker'inden bu yana gelmiş en iyi kötü olarak yazılmış. Bana kalırsa fazla uçmuşlar. Ancak yine de filmde sevdiğim bir yere oturdu. Motivasyonu geçmişi unutup önüne bakmaktı. Çok takdir ettiğim tarafları oldu bu yüzden. Filmin en sevdiğim tarafı radikal oluşuydu. Bir takım yenilikler getirmiş, cömert davranmış ve nostaljiyi moderne taşımış. Her şeyden biraz biraz koymuş. Güç kavramının üstüne diğer bütün filmlerden daha fazla inmiş. Poe Dameron karakterini daha ön plana çıkarmış. Karakterleri harcamaktan çekinmemiş. Rogue One'da önümüze zibilyon karakter dizip filmi anlamamızı beklemişlerdi. Karakterlerin hiçbiri akılda kalıcı değildi. Bir parça aynı hataya düşmüş burada da düşmüş olsalar da kotarmayı iyi bilmişler. Sevmediğim bir karakter yok. Eski filmlerde Sithler Luke'u kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlardı. Luke da babasını kendi tarafına çekmeye çalışıyordu. Bu filmde ise iki taraf birden Jediları komple yok etmeye çalışıyor gibiydi. Direniş nasıl bu kadar güçsüz kaldı gerçekten merak ediyorum. Kylo Ren bir şeyleri yok etmiş olabilir ama First Order nasıl güçlü hale geldi sorusu hala kafamda dönüyor. İki tarafa da silah sağlayanların aynı kişiler olduğuna dair bir gönderme vardı ki takdir ettim. Zira kitaplarda bunun ayrıntısı ara ara verilir. Jedi ve Sith savaşları, çağlar boyunca niyetler ne olursa olsun Galaksi'yi mahvetmiştir ve bundan kazananlar ne Jedilar ne Sithler değil silah sağlayıcıları olmuşlardır. Haklılık görecelidir, fikrini diretmek hangi masum görüşte olursan ol zorbalık, yobazlıktır. Bırakmayı bilmek gerek. Bu savaşın yorgunluğunu, Galaksiye ne bıraktığını ve ondan ne götürdüğünü filmde görmek hoştu. Çaresizlik ve umutsuzluk, haksızlık ve yardımsızlık... Özellikle Ren üzerinden Jedi felsefesinin kibrinin anlatılışı ve Gri Jedilıktan açıkça bahsedilmese de onun minvalinde bir Güç yorumu getirilmesi, Rey Ren ikilemi filme çok güzel şeyler katmış. Luke'un Jedi Düzenini Darth Vader'ı yaratmakla suçlayışı ve Jedilıktan bir din olarak bahsetmesi ise filmin en güzel ayrıntılarındandı. Daha fazlasını söylemeyeyim, bunlar spoiler sayılıyor mu onun bile farkında olmadan yazıyorum bunları.
Öfke: Öte yandan film hakkında bol sürprizli de diyorlar. İşte buna içimden küfrettim. Sağ gösterip sol vurmuş gibi yapıp sağ olduğunu tekrar belirttiği filmin son sahnesi lan neden ilk filmlerden alıyorsunuz diye başlayaraktan küfretmeme neden oldu. Ofladım, tıtt tıttladım. Tasvip etmedim. Snoke harcanmış, ona da yandım. Ama güzel karakter imiş vesselam, Sidous'tan hem Güç hem kaynak bakımından daha güçlü fakat onun kadar bilge değil. Arkadaşlar bu film benim açımdan orijinal üçlemenin karışık kasedi gibiydi. Bir çok sahne tahmin edilebilirdi. Bu tahmin edilebilirlik benim açımdan eski filmlerden kaynaklanıyordur belki de. Aynı yolları izleyerek yeni nesle ulaşmaya çalışıyorsunuz ama neye bulaştığınızı da fark etmiyorsunuz. Çok daha iyi olabilecek bir şeyi ortalama hale sokuyorsunuz. Ayrıca sevgili Disney şu filmleri üç boyutlu yapmayın, her şey o siyah gözlüğün altında karmaşıklaşıyor. Çok yoruldu gözlerim. Umarım size de olmaz.
Film hakkındaki genel yorumum: Film Star Wars'a yakışır bir film olmakla beraber bir şekilde kendini sevdiriyor. Karışık kaset bir filmdi ve ne zaman biteceğini cidden bilememiş. Uzatıldığı, odaklanılması gereken uzaklaştığı tarafları var. Komedi dozu da aksiyon dozu kadar yerindeydi. Usta oyuncuları güzel kullanılmış ve cast çok güzel seçilmiş. Eksikleri ve ısıtıp önümüze koydukları göze batsa da Mark Hamill'i Luke Skywalker olarak tekrar görmek her halükarda müthiş bir tecrübe idi. Bazı sahnelerde gözüm doldu. Biricik Leiamızın ölümüne içlendim. Harika kadınsın Carrie Fisher, seni seviyoruz ve sen artık Güç ile bütünleşmiş olsan da kalplerimizde yerin dolmayacak. Hayatlarımıza ve tüm hayata kattığın her şey için sana teşekkür ederiz. Sana bu filmle veda etmek buruk oldu fakat özleyeceğimizi bil. Güç seninle olsun, her zaman. Filme Puanım: 7,7 (Zorlarsam 8, o da Leia hatırına)
Kadrosunda Daisy Ridley, Mark Hamill, Carrie Fisher, John Boyega, Adam Driver, Oscar Isaac, Kelly Marie Tran, Andy Serkis ve Gwendoline Christie gibi isimleri barındıran Rian Johnson'ın yazıp yönettiği The Last Jedi yarın sinemalarda! En büyük eleştiri sitesi olan Rotten Tomatoes The Last Jedi'ın puanını açıkladı. Toplam 83 inceleme ile %96 alan The Last Jedi gelmiş geçmiş en büyük Star Wars puanını elde etti.
Film ayrıca Metacritic'ten de yüksek puan aldı. Geçtiğimiz gün galası yapıldığından izleyenler çok çok iyi bir film olduğunu söylemişlerdi gelen bu puanlarla beraber doğrulanmış oldu. Harika bir Star Wars filmi bizleri bekliyor. Disney, Force Awakens rezaletinden sonra hayranları üzmeyecek bir film yapmış en sonunda. Siz ne düşünüyorsunuz yorumlarda belirtin!
Kadrosunda Daisy Ridley, Mark Hamill, Carrie Fisher, John Boyega, Adam Driver, Oscar Isaac, Kelly Marie Tran, Andy Serkis ve Gwendoline Christie gibi isimleri barındıran Rian Johnson'ın yazıp yönettiği The Last Jedi yarın sinemalarda! Kylo Ren ve Rey odaklı olan bu harika posterlere aşağıdan bakabilirsiniz.
Star Wars: The Last Jedi in çıkmasına çok az kaldı. 2. fragman daha fazla şeyi ortaya çıkardı fakat buna rağmen film hakkındaki sis perdesinin hala aralandığı söylenemez. Filmin yayınlanmasına 2 ay kalmış olmasına ve fragmanda gözümüze sokulan spoilerlara rağmen Lucasfilm bu fragmanla bizi her nasılsa daha da meraklandırdı. 2.5 dakikalık fragman bazı söylenti ve fan teorilerinin doğruluklarını sorgulatırken daha yeni görüşlerin de doğmasını sağlayacaktır. Bu fragman doğrultusunda Star Wars'ta bizleri neyin beklediğini yazalım dedik bizde.
İlk olarak İmparatorunkilerden bile daha ihtişamlı olan First Order'ın Merkezi'ni daha ayrıntılı göreceğiz. Starkiller Üssü dahil bütün o şaşaalı askeri gücünü gördüğümüz First Order hakkında ne kadar az şey bildiğimizi fark etmişsinizdir. Gördüğümüz kadarıyla yeni film bizleri First Order'ın kalbi olan altyapıya götürüyor. Yüce Lider Snoke'un Mega-Sınıf Yıldız Destroyeri The Supremacy'i de burada görmemiz muhtemeldir. Supremacy epey görkemli ve heybetli; söylenti odur ki içinde yalnızca büyük sayıda ordular, gemiler yok, ayrıca yeni Yıldız Destroyerleri de üretebiliyor. Snoke'u ilk kez hologram olarak değil canlı kanlı göreceğiz. Kylo Ren'in ilk filmin sonunda eğitimini tamamlamak üzere Snoke'un yanına döndüğünü biliyoruz. Gorilla Walkers, AT-AT ve daha fazlasının inşasının yapıldığı büyük bir hangar var. Snoke'un organizasyonu hakkında daha fazla şey öğreneceğiz gibi görünüyor; gerek askeri eğitimleri gerek gemi yapımları ve hatta belki onun siyasi ve politik yapılanmaları ve entrikaları hakkında.
Diğer bir konu ise Crait gezegeninde yapılacak büyük savaş filmdeki ikonik anlardan biri olacak gibi. Gezegenin tuz tabakasının kırmızı rengi gözle görünür bir şekilde, direnişin Ski-Speederlarının uçuşuyla örselendiğinde renkli bir etki yaratıyor. Crait'i bu kadar önemli yapan ne, First Order ve Direniş'in karşılaşmak için niye özellikle bu gezegeni seçtiği şimdilik belirsiz. Fakat AT-M6'ler (Gorilla Walkerlar) sadece öncülleri AT-AT'lerin geliştirilmiş modelleri olmakla kalmıyor, ayrıca Direniş'in üzerinde kullanılacak bu denli ağır makineler (AT-AT'ler 25.5 metre iken AT-M6'ler 34.9 metre) bambaşka bir amaç için de kullanılıyor olabilir. Kylo Ren'in kullandığı First Order mekiği ilk filmdeki ile özdeş. Bunlardan First Order'da epeyce olduğunu düşünürsek Kylo Ren de bu savaşta rol alacak gibi duruyor. Crait'teki bir mağarada Stormtrooperlara öncülük ediyor. Ayrıca annesi Leia Organa da gezegenin yüzeyinde. Anne ile oğul arasında bir karşılaşma olacak gibi. Babasını öldürmüş olan Ben, annesini de bu kadar kolay gözden çıkarabilecek midir? Her ne kadar Kylo Ren gerekirse öldür kafasında olsa da ve maalesef biricik Leiamız Carrie Fisher artık rahmetli olsa da umarız karşılaşmayı üçüncü filme saklamamışlardır diye umut ediyoruz. Öte yandan savaş hakkında bildiklerimiz çok fazla değil, en azından bütün savaş hakkında; fakat Direniş askerlerinin ve tilkivari kristal yaratıkların bir hangardan kaçıyor oldukları sahne bu kısımda savaşın Direniş için pek de iyi gitmediğini gösteriyor. General Leia Organa duruma müdahale edecektir ve oğluyla karşı karşıya geleceklerdir.
Bir başka konu ise Lider Snoke ile Kylo Ren arasındaki usta çırak ilişkisi. Star Wars'ta Sithler'de pek çok usta ve çırak ilişkisi gördük. Filmlerde Darth Sidious ve öğrencileri Darth Maul, Darth Tyrannus ve Darth Vader arasında hep kurulu bir ilişki gösterildi. Elbette Anakin ile Sidious'un sonraki üçlemede ilişkisinin kuruluşu işlendi fakat Anakin'in Sith eğitimleri gibi pek çok şeyden bihaberiz, en azından filmler açısından. Maul ve Kont Dooku da filmlere Sidious'un halihazırda çırakları olarak geldiler. Bu usta-çırak ilişkilerinin çoğunluğu zaten kurulmuş ve tamamen şekillenmiş şekilde gösterildi. Fakat aynı şey Kylo Ren için geçerli değil. Force Awakens'teki şaşaalı girişinin aksine filmde gücünü tam kullanamıyor olmasından ve sonunda güçlerini yeni keşfetmiş Rey'e yenilmesinden anlıyoruz ki Snoke'un öğrencisi olalı pek uzun yıllar olmamış. Zaten filmin sonunda da Snoke gel eğitimini tamamlayalım senin diyerek bunu tasdikliyor. Bu da sonunda bir Karanlık Taraf usta-çırak ilişkisi izleyeceğiz demek olabilir. Snoke'u canlandıran Andy Serkis'in sesi duyuluyor: 'Seni bulduğumda saf, bozulmamış Güç gördüm ve bundan öte gerçekten özel olan bir şey.'. Kylo Ren'i kırmızı bir odada görüyoruz, burası Snoke'un taht odası olabilir. Kylo Ren kafasında kaskıyla eğilirken yerden yansıyan Praetorian muhafızlarının iki yana açılmış bacaklarının kırmızı kıyafetleri tarafından örtüldüğünü görüyoruz ve Kylo Ren yerden ışın kılıcını alıyor.
Bunlardan daha önemlisi Luke korkuyor. Bu kısımda dürüstçe kızmadan edemediğimi itiraf etmeliyim. Luke'un bu denli korkmasına acayip kıllandım. Kendisi galaksideki Son Jedi olarak ustaları Obi-Wan Kenobi ve Yoda'nın gidişiyle çok büyük bir sorumluluğun altında kalmış; Jedi düzenini tekrar kurmak ve yeni Jedilar yetiştirmek gibi. Kaldı ki Luke en güçlü Jedilardan biri olsa da ustalarını genç yaşında kaybettiği için pek çok açıdan eğitiminin büyük bir kısmını kendi tamamlamak zorunda kalmıştır. Zaten ilk eğitiminde babasıyla eğitimi tamamlanmadan karşılaşması sonucu ağır bir tehdit altına girmişti. Yoda'nın babasının gençliğinde söylediği 'Korku, karanlık tarafa giden yoldur. Korku öfkeye; öfke nefrete; nefret ise acıya yol açar...' sözünü duymamış da olabilir. Tam bu sözler olmasa da benzer şeyler söylendi elbette. Ama yine de Luke Skywalker gibi bir karakteri öğrencisi karanlık tarafa geçtikten sonra küsüp korkarken görmek pek hoş bir tecrübe değil. Hele de 30 yıl bekledikten sonra. İlk filmin sonunda etkileyici bir şekilde görmüş olabiliriz fakat onun devamında da umarım öyle görürüz. Yeğeni Ben Solo'nun (Kylo Ren) ihanetiyle Jedi düzenini kurmak için yaptığı bütün çaba ve çalışmalar boşa gitmiş olabilir ama yeni çırağı Rey'in Luke'tan yardım istediğini görüyoruz. Rey'in çok güçlü olduğunu gören Luke gözleri açılmış bir şekilde şaşırıyor. Luke ona şöyle diyor: 'Bu kadar saf bir kuvveti daha önce yalnız bir defa gördüm. O zaman yeterince korkutmamıştı. Şimdi korkutuyor.'. Ayrıca kendisinden 'Sonunda Jediların sona erme zamanı geldi.' diye bir söz de duymuştuk. Sanki Rey'e eğitim vermede bir takım şüpheler duyuyor olabilir. Hatta Rey'in daha eğitimini almadan Kylo Ren'e karşı gösterebildiği gücüne korku duymuş olabilir. İlk Jedi tapınağına gelmesinin sebebi de korku olabilir. Yorgunluk, yılgınlık veya ihanet değil, salt korku. Belki karanlık tarafa giden yolun korku olduğunu öğrenmiş olarak bunu çözmenin, karanlık tarafa geçmeden korkusunu yenmenin yollarını aramak üzere bu gezegene gelmiş olabilir. Bilgi kaynağı, bilgelik veya iyileşme gibi Jedi yollarını öğrenmeye çalışıyor olabilir bu konuda. Death Starı'ı yok eden, Anakin'i aydınlık tarafa çeken çocuğun parlak gözlerini göremeyebiliriz bu filmde.
Yeni filmin bir başka sürprizi ilk Jedi Tapınağı. Force Awakens ile beraber Güç Ağaçlarına epey odaklanılmış görünüyor. Force Awakens ile hemen hemen beraber piyasaya çıkan Shattered Empire çizgi roman serisi Return of the Jedi'ın sonrasını anlatıyordu. Orada Luke ve Poe Dameron'un annesi Shara Bey, Palpatine'in bir araştırma karakolunda Güç ile epey yoğun ağaç örneklerini ele geçirmeye çalışıyorlardı. Bu ağaçlar Coruscant'ın kalbinden getirilen ağaçlar. Görünüşe göre ilk Jedi Tapınağının bulunduğu Ahch-To gezegeninde de bu ağaçların çok çok daha büyükleri var. Yine Güç ile yoğunlaşmış bu devasa ağaçlar, yaşayan en eski ağaçlar olabilirler. Rey'in yaklaştığı ağaçlar ölü ağaçlar. Küçük bir kütüphane olma ihtimali var bu ölü ağaçların. Bu ağaçlar hem Luke'un Jedi yolundaki kaderine hem de Jedi Düzenindeki sembol niteliğine bir gönderme olabilir. Tabi ki ağaçların ölü olması Luke'un da Jedi Düzeninin de ne halde olduğunu epey gösteriyor diye düşünüyorum. Luke'un Jedi Akademisini tekrar kurma çabasından sonra ağaç örneklerinin Kylo Ren'in ihanetiyle beraber yok olmuş olma ihtimali de var. Bu da gösteriyor ki ağaçlar da tıpkı Jedi Düzeni gibi yok olmak üzere.
Snoke Kylo Ren için 'Seni bulduğumda saf, bozulmamış kuvvet gördüm.' diyordu. Luke da Rey'e hem kendisini hem Kylo Ren'i kast ederek 'Bu kadar saf bir kuvveti daha önce yalnız bir defa gördüm.' diyordu. Görünüşe göre Kylo Ren ve Rey Star Wars aleminin en saf Güç'üne sahip karakterler, hem de Luke'u Güç'leriyle korkutacak kadar güçlüler. Ancak Rey'in kim olduğu hakkında henüz bir fikrimiz yok. Rey ile kuzen oldukları doğrulanmış bir gerçek değil. Luke'un kızı veya İngiliz aksanından kaynaklı Obi-Wan'ın torunu olduğuna dair bir takım teoriler mevcut. Kuzen olduklarını varsayarsak Skywalker ailesindeki en güçlü kişiler olma ihtimalleri de epey yüksektir. Rey 'İçimdeki bir şey daima oradaydı, ama şimdi uyandı ve yardıma ihtiyacım var.' derken artık Güç'ünü sahiplenmiş görünüyor. İlk filmde bunu kabullenemediğini görmüştük. Oysa şimdi bu ilk Jedi Tapınağında Luke ile beraberken Güç'ünün farkında olarak kendini arıyor. Hem Snoke'un hem de Luke'un 'Saf' kelimesini kullanması epey ilginçtir. Fakat Snoke bu Güç için can atarken, Luke bu Güç'ten epey korkuyor. Öyle ya da böyle Rey de Ren de Güç bakımından eşsizler ve gerçekten 'Saf' bir kuvvete sahipler. Rey ve Ren arasında çok büyük bir bağlantı olduğunu düşünüyorum ve bu bağlantı her neyse Luke bunu hissedebiliyor.
Star Wars'ta pek geçmişi gösteren sahne olmaz. Rogue One ile bu durum değişti tabi ki. Force Awakens'ta da Rey'in Luke'un ışın kılıcını ilk kez eline alışındaki görüler sekansının bazı kısımları bir nevi flashback sayılırdı. Gerçi ona 'Forceback' deniliyor. Tercüme edecek olursak 'Güçdönüşü' de diyebiliriz veya siz Back'i burada nasıl çeviriyorsanız o olsun. Yani bu sahneler anılardan ziyade Güç'e dair aslında. Ama Rey'in küçüklüğünü flashbacke dahil edebiliriz. Rey hakkında çok fazla soru var ve bu bölümde bazı sırların açığa çıkması taraftarıyım. Şu anda Snoke ve Rey hakkında teoriler üretiliyor olması hoş ama Last Jedi sonrası kabak tadı verecektir bu durum. The Empire Strikes Back'teki gibi 'Hayır, senin baban benim!' gibi büyük bir şey beklemiyorum, şaşırtmaca da sevindirir ama esasen sır perdelerinin aralanması önceliğimizdir. Bu filmde de Luke ile alakalı benzer şeyler görüyoruz. Tabi bunların rüya olma ihtimali de var. Gelecekte olası bir Star Wars animasyon dizisiyle bahsedecekleri konu sanırım Luke'un kurduğu Jedi Düzeni olabilir fakat bununla ilgili birtakım anıları, Kylo Ren'in ihanetini ve Luke'un eğitim verdiği Jedi Tapınağının yıkımını Star Wars: The Last Jedi'da görmemiz de mümkün. Belki bu bölümde de Forceback tarzı bir şeyler göreceğizdir kim bilir.
Kylo Ren'in iç çatışması olduğu aşikar; nasıl olmasın Solo'nun ve Leia'nın oğlu, Luke'un yeğeni, Vader'ın torunu kendisi. Bütün o dedesine benzeme çabalarına rağmen Kylo Ren'de hepimizi rahatsız eden ergen bir tavır vardı. Darth Vader olmaya çalışan bir özenti gibi düşünmüştük onu Force Awakens çıktığında. Ama zamanla alışırız diye düşünüyorum. Çünkü Kylo Ren o kadar sığ bir karakter değil aslında. O Leia ve Han Solo'nun oğlu Ben Solo, yeni kurulan Jedi Düzenini henüz 15 yaşında iken yıkan çocuk. Anakin'in perspektifinden bakacak olursak onun karanlık tarafa geçmek için motivasyonu vardı. Vader olma yolunda ilerlerken daha küçük yaşta Jedilar onu aralarına almak istemediler. Qui Gon'un ısrarı ile Obi-Wan tarafından yetiştirilerek Jedi Düzeninin gördüğü en sıradışı Jedilardan biri oldu. Sayısız savaşa katıldı, sayısız başarı kazandı. Buna rağmen Jedi Düzeni ona güvenmiyordu, onu bir şekilde dışlıyordu. Anakin'in Vader olmasında Darth Sidious'un büyük etkisi olabilir ama Anakin'in yalnızlığı ve çaresizliği onu bu yola sürükledi. Buna küçük bir yanlış anlaşılma ve iletişimsizlik falan diyemeyiz, Jedilar kibirleriyle düpedüz Anakin'i karanlık tarafa teslim ettiler. İçindeki çatışmaları çözmek yerine onu yargıladılar. Anakin annesini kaybetti, Anakin gizli evlendiği karısının öleceğine dair görüler görmeye başladı. Bir taraftan da Jedi Düzeninin yanlışlarını görüyor ve Palpatine'in yükselişini izliyordu. Palpatine onu dinliyor, onunla konuşuyor ve bir nebze anlıyor görünüyordu. İlk kez Sith geleneklerini dinlemişti Palpatine'den. Jedilar nasıl görmezden gelip eski düşmanlarını anlatmayarak Padawanlarını Sithler konusunda eğitimde eksik bırakırlardı? Geri dönmüyor olmaları Güç'ün karanlık tarafının yok olduğu anlamına gelmiyordu, Jedilar hazırlıklı olmalıydı. Sonuçta yozlaşmış Senato Palpatine'in eline geçti. Anakin de Padme'yi kaybetti, çocuklarını kaybettiğini zannetti ve ustası Obi-Wan tarafından ikiye bölündü, bütün vücudu yandı, yaşam destek ünitesine bağlanarak yaşamını sürdürmek zorunda kaldı ve bütün bunlar karanlık tarafa geçmek için yeterli değildi de neydi, o artık Darth Vader'dı. İç çatışması olamayacak kadar kayıpları vardı. O geri dönemezdi. Luke onu aydınlığa davet etmese, son anlarında bile olsa Anakin Skywalker'ı biz asla göremeyecektik.
Peki ya Kylo Ren? İmparatorluk yıkılmış, Sidious ve Vader yok olmuşlar. Luke Jediları küllerinden yeniden doğurmuş. Tam bir aile saadeti var; Luke Skywalker, Leia Organa Solo ve Han Solo, Chewbacca, R2-D2, C-3PO... Onları böyle mangal başı hikayeler anlatırken düşünüyorum da kamp ateşinde marshmallow kızartırken falan; hoş bir çocukluk doğrusu. Bir taraftan yaşamış en büyük Jedilardan birisi dayısı, ondan dersler alıyor; bir taraftan sürekli Jediların, Asilerin, babasının ve annesinin kahramanlıklarını ve Sithlerin, karanlık tarafın, İmparatorluğun kötülüklerini dinliyor. Peki bu çocuğu nasıl karanlık tarafa geçirebilirsin ki? Snoke işte bu yüzden tehlikeli. Henüz anlamadığımız bir karakter, First Order'ı da pek anladığımızı sanmıyorum. Ben Solo'nun motivasyonunda eksiklikler var. Onu babasını öldürmeye kadar götürecek yolda sadece dede özentiliği falan olamaz. O nasıl bir beyin yıkamadır ki herif 15 yaşında Star Wars'ta Jediların 15 Temmuz'unu yaşatıyor. Han Solo'yu öldürürken de gördük, ustası ile konuşmalarında da gördük. Beklentimiz hazır bir karakter olduğu için beğenememiştik ama açıkçası ben düşündükçe Kylo Ren'i daha da sevmeye başlıyorum. Motivasyon konusunda sıkıntıları olduğu için karanlık tarafta o kadar başarılı değil. Çocuk zaten Jedi olarak yetiştirilmiş. Anakin gibi bir acı çekip de bu hale gelmedi. Sithliğin daha elementsel bir yapısında yüzüyor: tutku ve hırs. Kaybettiği biri yok. Bu da onu tüm Güç'teki kuvvetine rağmen zayıf kılıyor. Burada mesele sadece motivasyon değil, ayrıca Skywalker ailesinin barındırdığı karanlık taraf aynı zamanda. Luke'un bile içinde olan, Anakin'i Vader'a çeviren taraf. Fakat bu çocuk karanlık tarafı ile çatışmıyor, aydınlık tarafı ile çatışıyor; ona çocukken öğretilenlerle savaşıyor. Jediları bitirmeye en yaklaşan kişilerden biri kendisi. Yeni Jedi Düzenini tuzla buz eden, Luke'u korkudan titreten bir karakter Kylo Ren. Bu yüzden Kylo Ren iç çatışmalar yaşıyor, babasını öldürürken bile tereddüte düşüyor. Han Solo'yu öldürürken ondan yardım istiyor. Hatta kendisi de farkında bazen aydınlık tarafa çekildiğinin. Rey'in açtığı yara izinin janjanlı bir şekilde kapatılırken çelişkileri devam ediyor. Ben Solo'ya dönüş yapması için hala geç midir bilinmez; özellikle de babasını öldürdüğünü düşünürsek, bu dedesinin bile yapmadığı bir şeydi. Gerçi dedesi de küçük çocukları katletti ya neyse. Kylo Ren Skywalker olmasının yanında o ayrıca bir de Solo. Onunla hiçbir alakası yok. Karizması olduğu aşikar ama bence o dede özentiliğinden geliyor. Harrison Ford'un doğal karizmasının aksine Kylo Ren'de duygusal inişler çıkışlar var. Annesinin özgür ruhlu, patavatsız yapısını pek almışa benzemiyor. Ama ne de olsa o bir Solo ve sanırım bu filmde biraz o parıltıyı göreceğiz. Onda dedesinin uçuş yeteneklerini de görürüz umarım. Galaksinin en iyi üç pilotu akrabası, biri dedesi biri babası ve diğeri de dayısı.
Rey'in eğitimine gelirsek, Luke'tan bile daha ağır bir eğitimden geçiyor gibi. Suya dalışlar, en eski Jedi tapınağında kütüphaneden antik kitaplar okumak, öyle basit taşlar falan değil koca koca kayalar kaldırarak Luke'u korkutmak falan. Rey fiziksel olarak da, Güç'e eğitimsiz yatkınlık konusunda da Luke'tan önde. Daha Güç konusundaki yetenekleri belirsizken James Bond'a Zihin Hilesi uyguladı (Zihin Hilesi uyguladığı Stormtrooper Ajan 007'i oynadığı Daniel Craig tarafından canlandırılmıştır.), Kylo Ren ile düellosunu kazanıp onun yüzünü yardı. Dedesinin ışın kılıcı Güç konusunda Kylo Ren'e değil Rey'e itaat etti. Öteki yanda Finn de sonunda ait olduğu bir savaş bulmuş. Phasma ile birebir dövüşüyor. Poe Dameron ise yine geri planda kalacak olsa da sanırım aynı şekilde kilit bir rolde olacak. O da pilot olarak layıkıyla savaşıyor. Ama Rey'e dönecek olursak onunla ilgili iki kilit olay daha var. Snoke sanırım tıpkı Palpatine'in Luke'a yaptığı gibi onu karanlık tarafa çekmeye çalışıyor. Hatta bu yolda ona işkence de yapacak gibi. Diğer yandan onun ilk filmdeki hologram görüntüsü düşünülürse yaralı bir insan mı yoksa gerçekten o kadar uzun bir başka tür mü olduğu hala belirsiz. Rey Snoke'un yanına gönüllü mi gidiyor yoksa bir şekilde alıkoyuluyor olabilir mi, o da belirsiz. Büyük ihtimalle Crait Savaşı sırasında götürülüyor. Fakat Rey ve Snoke arasında da bir şeyler dönüyor. Gelelim ikinci kilide, Rey ve Ren arasında da bir ilişki var. İlişki deyince hemen aklınıza aşk gelmesin, bahsettiğim Güç'e dair bir ilişki. Kylo Ren'in elini uzattığını görüyoruz. Acaba bu kişi Rey olabilir mi? İşin tuhaf tarafı Rey'in aradığı yol gösterecek kişi diye bahsettiği Luke değil Ren de olabilir. Bu uzak bir ihtimal olsa da tekrar düşünmek lazım. Bununla ilgili akla gelen iki senaryo var. İlki Güç konusunda ona bir şeyler öğretebilecek Luke dışında kimse yok. Onun Rey'i eğitmeye isteksiz oluşu Kylo Ren'e doğru yönlenmesine neden olmuş olabilir mi? Han Solo'yu gözü önünde öldürdüğünü düşünürsek uzak bir ihtimal ancak yine de bir ihtimal. İkinci ihtimal ise bu bir görü de olabilir, Jedi tapınağı yok edildiği üzere bir Forceback ya da gelecek görüsü görmüş olabilir pekala. Öyle ya da böyle Rey ve Ren'in farklılıklarını bir kenara bırakıp bir araya gelmesi ve güçlerini birleştirmesi güzel olabilir. Zira bu filmde bir başka konu da Jediların son bulup Gri Jedilar döneminin gelme ihtimaline dairdir. Rey Ren'den karanlık tarafın yönlerini öğrenirken, Ren de eskiden bir Jedi ve hatta Ben Solo olduğunu hatırlayabilir. Belki ikisi uzak bir ihtimal de olsa Jedi ve Sith gibi iki uçlu aydınlık ve karanlık savaşını bitirip Galaksiye Güç'ün harmonisi ile düzen ve barışı getirebilirler.
Son olarak Luke'un 'Bu iş senin düşündüğün gibi gitmeyecek.' deyişini düşünün. Bu deyiş bir başarısızlık kabullenişine dayalı uğraşmama dürtüsü olarak Luke'un eski mızmız haline dönüşü mü yoksa bu sefer yeni öğrenci Rey mi kafasına göre iş yapıyor da Luke onu ustasının kendisine yaptığı gibi durdurmaya çalışıyor bilinmez. Ancak Luke eski pervasız alışkanlıklarına dönmüş de olabilir. Başarısızlık bir Jedi için bile kabullenmesi zor bir olaydır. Ama Luke'un üzerine yüklenen Son Jedi olma ve bu doğrultuda Jediları geri döndürme sorumluluğu çok daha büyük olduğu için altından kalkması da zordur. Belki Luke Rey'in güçlerini gördüğünde korktuğu için değil kendisine orijinal üçlemede atfedilen Yeni Bir Umut oluşu dolayısıyla şaşırıyordur. Son sözlerimi toparlayacak olursam film epey bir kafamızı karıştıracak gibi çünkü Güç ile gerçeklik bulandırmalarını bol bol görebiliriz. Bu durum biz ne söylersek söyleyelim filmde ters köşe olabiliriz demek oluyor. Açıkçası aşırı umutlu değilim filmden, daha ziyade umut etmek istemiyorum. Çünkü kötüyü bekleyip mükemmel ile karşılaşmak istiyorum. Umarız Star Wars fanlarının ağzına yakışır bir film olur ve beklediğimiz seri geri döner. Star Wars yazılarını veya herhangi bir Star Wars konuşmasını, aslında hayatımızın bütün vedalaşmalarını böyle sonlandırmamız gerekir: Güç Sizinle Olsun.
Star Wars'un yeni çıkacak filminin adı The Last Jedi olarak belirlendiğinde gözler filmin ismini çevirecek olanlara çevrilmişti. Zira İngilizce ve Türkçe arasındaki teknik dil farklarından dolayı buradaki Jedi'ın Jediları mı yoksa sadece bir Jedi'ı mı temsil ettiği belirsizdi. Filmin isminin Star War: Son Jedi olacağı belirtildiğinde her şey biraz daha berrak bir hal almaya başladı. Biz de bu Son Jedi kimmiş neymiş, ne değilmiş bir anlatalım dedik. (Bu yazı içinde yaşadığımız Postmodernist çağda hala mağarada yaşamayı sürdürmüşçesine hala Star Wars izlememiş, -ki ekibimizde de vardır bunlardan- hakkında hiçbir şey bilmeyen kişiler için yazılmamıştır. Yani spoiler içerir.)
Luke Skywalker, yaşayan son Jedi... Tüm Star Wars evreninde üzerine en çok sorumluluk yüklenen karakter olduğunu düşünüyorum. Diğer Jedilardan kat ve kat avantajsız bir hayat sürmüştür. İmpratorluk öncesinde Jedilar küçük yaşta alınıp yetiştirilirler. Oysa Luke'un böyle bir şansı olmamıştır. 19 20 yaşına gelene kadar ne Güç'ten haberdardır ne de eline bir ışın kılıcı almışlığı vardır. Kendisi Darth Vader'ın önceki kişiliği olan Obi-Wan Kenobi öğrencisi büyük Jedi Anakin Skywalker ve Naboo eski kraliçesi, sonradan senatörü Padmé Amidala'nın ikizlerinden biridir. Annesi kendisini ve kızkardeşini doğururken ölmüş, babası o doğmadan çok kısa süre önce karanlık tarafa geçmiş olarak eski Jedi ustasıyla kapışmış ve vücudu tamamen yanarak yaşam destek ünitesine mahkum olmuştur. Babası koskoca İmparatorluk'ta en korkulan psikopatlardan biri haline gelmiştir ki kendisi Güç'e denge getirecek olan Seçilmiş Kişi'dir. İkizleri korumak için ayırmanın doğru bir karar olduğunu düşünen Cumhuriyet'in son sevdalıları Usta Yoda, Obi-Wan Kenobi ve Senatör Bail Organa plan yapmışlardır. Kızı Bail Organa almıştır, karısıyla hep bir kız çocuğu istemişlerdir. Ve o küçük kız sonradan büyümüş ve koskoca elçi bir prenses oluvermiştir; yani Feminist damarlarımı kabartan, o güçlü kişilik Leia Organa. Peki Luke'a ne olmuştur? Obi-Wan ve Yoda Luke'u babasından korumak için en uygun yerin, onun buraya uğramayacağını düşünerek Anakin'in doğduğu yer olan Tatooine olduğunu düşünmüşlerdir. Emanet ettikleri aile ise Anakin Skywalker ile kan bağları olmasa da, Anakin'in annesinin evlendiği adamın önceki evliliğinden olan çocuğu Owen Lars ve onun eşi Beru Yenge'dir. Dıdısının dıdısı da olsalar, Luke'u kendi çocukları gibi sevmiş ve Galaksinin keşmekeşinden uzak, huzurlu bir çiftlik hayatında yaşatmışlardır. Obi-Wan Kenobi yani Anakin'in eski ustası çocuğa göz kulak olmak üzere Tatooine'de sürgüne çekilmiştir. İşte Star Wars'un orijinal serisi tam olarak burada başlar. Çiftlik hayatında yetişmiş olan Luke Skywalker, gerçekten bu savaşlardan vesaireden uzak kalmasının bir sonucu olarak saf biri olup çıkıvermiştir. Her daim göğe bakmış, gündüzleri çölün kuru havasını içine çekip Tatooine'in üç güneşine bakarken geceleri de o yıldızları arşınlamayı hayal etmiştir. Uçmak istemektedir. Tabi ki bu biraz da kanında olduğundan, zira ileride tıpkı babası gibi Goddamn bir pilot olup çıkacaktır; belki de Galaksi'nin en iyisi. Zaten Luke'un bu denli saf ve hayalperest bir kişiliğinin olmasının en büyük sebeplerinden biri de ona sürekli anlatılan kahraman baba figürü Anakin Skywalker'dır. Luke 'Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüdür sadece.' Annesi bir kraliçe, babası bir lord ve kız kardeşi bir prensestir. Kendisiyse çiftçi. Luke bir gün çöl insanları olan Tusken yağmacılarının saldırısına uğrayıp bayılır. Şükür ki onu gözetleyen birileri vardır ve Ben Obi-Wan Kenobi Luke'u kurtarır. Bu tanışma sonrası Luke için şaşkınlık vericidir. Luke'un Obi-Wan'ın söylediklerini pek anladığı söylenemez. Babasının arkadaşı ile tanışmıştır fakat hikayeyi tam bilmiyordur. Bunları uzun zaman önce, acılı bir şekilde yaşamış olan Obi-Wan'dan bizzat dinlemek tuhaf bir duygu olsa gerek, hele hiçbir halttan haberiniz yoksa. Eline ilk kez bir ışın kılıcını alacaktır. Luke ondan babasının nasıl öldürüldüğünü öğrenir (Tabi ki kısmen), Eski Cumhuriyet'i dinler ve Güç'ü ilk kez duyar. Obi-Wan açıklamasını şöyle yapmıştır: 'Güç, bir Jedi'a kuvvetini veren şeydir. Tüm canlılar tarafından yaratılan bir enerji alanı. Bizi çevreliyor, bize nüfuz ediyor ve galaksiyi birbirine bağlıyor.'. Sonrasında beraber şirin robotumuz R2D2'daki görüntülü kaydı dinlerler, Leia Organa Obi-Wan'dan yardım istemektedir. Obi-Wan Alderaan'a gidecektir. Luke'a Güç'ü öğrenmesi gerektiğini söyler, yardım etmesinin doğru olacağını, kendisinin bu işler için yaşlandığını dile getirir. Luke ne yapar dersiniz; naz. Çocuk potansiyelini bilmiyor tabi, eziklik psikolojisi içerisinde. Babasındaki özgüven pek de yok onda. Yine de yaşlı adamı kırmak istemediğinden en azından taşıma işini yerine getirmek ister. Bu sırada evi saldırıya uğrar ve Luke evinin yandığını görür. Amcası ve yengesi can vermiştir, onlardan geriye sadece yanmış iskeletleri kalmıştır. Luke artık kimsesizdir, onu Tatooine'de tutan hiçbir şey kalmamıştır. Böylece Luke Skywalker'ın Jedi olma yolundaki ilk adımı tamamlanmış olur, tıpkı babası gibi Jedi olmak ve yine tıpkı babası gibi Obi-Wan'dan öğrenmek üzere onunla yola çıkacaktır.
Onları yola çıkaracak pilot ise Han Solo'dan başkası değildir. Millennium Falcon ile yol alırlarken Luke da bir taraftan gemide başlangıç düzeyinde (ki aynı eğitimi 6-8 yaşındaki çocuklar yani Younglingler alır normalde) Jedi eğitimi almaktadır. Hyperdrive'dan çıkıp Alderaan'a vardıklarında taştan, meteordan başka bir şey bulamazlar. Leia Organa'nın vatanı bir Ölüm Yıldızı tarafından yok edilmiştir. Oradan geçen avcı gemiyi takip ederek kaçınılmaz olarak varlığından habersiz oldukları devasa bir istasyona, daha ziyade yapay gezegen sayılabilecek Ölüm Yıldızına ulaşırlar. Burada Han Solo ve Luke Stormtrooper kılığına girerler ve Luke'un bir Stormtrooper olamayacak kadar kısa olduğunu görürüz. Sonrasında orada idam edilmek üzere tutsak tutulan Leia'yı kurtarırlar. Gerisi ya sev ya terk et versiyonlu bir kaçma savaşıdır. Obi-Wan Kenobi eski öğrencisi Darth Vader ile karşı karşıya gelir ve Obi-Wan'a veda ederiz. Obi-Wan sanırım Güç Hayaleti olmanın yolunu öğrenmiş olduğundan geriye cesedinin kalmayacağını düşünerek bunun Vader'ın dikkatini dağıtacağını öngörmüş olmalı ki Luke, Leia ve Han'ın kaçmaları için kendini feda etmiştir. Kaçarlar da, doğruca İsyancılar'ın üssüne yollanırlar. R2D2'ya yüklenen sadece Leia'nın Obi-Wan'a yardım çağrısı değildir, Ölüm Yıldızının teknik özellikleri de yüklenmiştir. Böylece Ölüm Yıldızının zayıf noktasının tespit edilmesini umut etmektedirler. Luke burada İsyan hareketi ile tanışır ve uğruna savaştıkları şeyin farkına varır. O saf çocuk biraz da olsa gitmeye başlamıştır. Pilot olarak İsyan'a hizmet verecektir. Savaşta hatta pilotluk konusunda babasıyla yarışacaklardır, tabii karşı taraflarda. Vader ve arkasındaki pek çok İmparatorluk gemisi Luke'u kovalarken Obi-Wan'ın sesi duyulur. Güç Hayaleti olarak onunla iletişim kurmaktadır. Müzik yükselir, Luke hislerini dinler ve Han Solo'nun da son anda yardıma gelmesiyle muvaffak olur ve Ölüm Yıldızını zayıf yerinden vurur. İsyan Hareketi Luke sayesinde Ölüm Yıldızını yok etmiş, muzaffer olmuştur. Alkışlar, ödüller, müzikler falan filan ilk film son bulur.
Luke artık Jedilık yolunda yalnızdır. İsyancılar ile direnişe katılmıştır, pilotluğa soyunmuştur fakat artık ustasının yokluğuyla ona Jedi yolunu öğretecek biri yoktur yanında. Bir buz gezegeninde mağarada mahsur kalan Luke, tam gezegen sakini bir yırtıcının saldırısına uğrayacakken Güç'ü kullanarak ışın kılıcına ulaşır ve yüzüne aldığı yarayla canını zor kurtarır. Soğukta titrerken Ben Obi-Wan Kenobi'nin hayaleti görünür. Ona Yoda'dan bahseder. Dagobah Sistemine gidip Yoda'yı bularak Jedi eğitimini tamamlamalıdır. Han Solo Luke'u kurtarır ve The Revenant'tan 29 yıl önce o sahne karşımıza gelir, Han Luke'un ölü bineğini ışın kılıcını kullanarak yarar ve baygın, 'Ben, Ben Dagobah' diye sayıklayan içine tıkıp soğuktan donarak ölmesini engeller. Yazımızın konusu Luke olduğu için bu kısımda yer alan İmparatorluk ve İsyancılar savaşını es geçiyorum. Luke da savaşa katıldı fakat savaş sırasında Dagobah'a yollandı. Bu bataklık gezegenine gemisi bozulmuş bir şekilde indikten hemen sonra Yoda olduğunu düşünmediği küçük, yeşil biriyle tanıştı. Büyük bir savaşçı arıyordu, bulduğundan habersizdi. Hoş, tıpkı Yoda'nın dediği gibi aslında savaş kimseyi büyük yapmaz. Burada yaşlı Yoda'nın şirinliklerini ve çılgınlıklarını izliyoruz. Yoda'yı takip ederek Yoda'ya ulaşmaya çalışıyor hor görmesinden. Luke'a gıcık olmamak elde değil esasında burada. Mızmızlığı yine ortaya çıkıyor.
Luke Yoda'yı takip ededursun Darth Vader da kendi ustasıyla, İmparator ile konuşmaktadır. Darth Vader ustasından Güç'teki dalgalanmanın sorumlusunun Anakin Skywalker'ın oğlu olduğunu öğrenir. Planları onu kendi taraflarını çekmektir. Luke Skywalker Jedi olmamalıdır ya onlarla olmalıdır ya da ölmelidir. Yoda ise Luke ile yemek hazırlamakta, ona sabrı öğretmeye çalışmaktadır. Yoda babasını tanıdığını dile getirir, Luke mızmızlanır yine. Onun sabırsızlığını gören Yoda Ben ile konuşur ve ona öğretemeyeceğini söyler. Babası gibi öfkelidir. Luke onun Yoda olduğunu fark edince heyecanla hazır olduğunu söyler. Yoda Luke hakkında şöyle der: 'Sen mi hazırsın? Hazır olmak nedir bilir misin? 800 yıldır Jedi eğitiyorum. Kim eğitilecek ben veririm kararını. Bir Jedi kararlı olmalı, beyni ciddi olmalı. Bunu ben uzun zamandır izlerim, bütün hayatı hep uzaklara, geleceğe, ufka bakarak geçti. Aklı hiç başında olmadı. Yaptığının farkında olmadı. Macera heh, heyecan heh! Bir Jedi bunları takip etmez. Pervasızsın!'. Ustanın sözleri aslında genç Luke Skywalker'ı tam olarak tarif etmektedir, tabi ki iyi taraflarının eksikliğiyle. Ayrıca yaşı da geçmiştir. Ancak Ben Yoda'yı ikna eder ve çalışmalara başlarlar.
Luke sırtında Yoda ile koşarak çalışırken bir taraftan da Yoda'yı dinlemektedir. 'Bir Jedi'ın kuvveti Güç'ten gelir. Ama karanlık tarafına dikkat et. Öfke, korku, saldırganlık... Güç'ün karanlık yüzüdür bunlar. Kolayca süzülüp, seni buluverirler dövüşürken. Bir kere izin ver ele geçirmelerine, sonsuza kadar ele geçirirler kaderini. Seni sömürürler, tıpkı Obi-Wan'ın öğrencisine yaptıkları gibi.'. Yoda Jediların saldırgan olmayan eğitimlerini anlatmaya devam eder. Bataklıktaki ormanın derinliklerinde Luke bir soğukluk hisseder, ölümü hisseder. Yoda oraya doğru gitmesi gerektiğini söyler. Esasında karanlık tarafıyla yüzleşecektir. Ormanın içinden Darth Vader çıkagelir. Işın kılıçları çekilir, kısa bir savaşın ardından Vader'ın kafası uçar. Vader'ı öldürmek bu kadar kolay olmamalı tabi ki. Bu sanırım bir Güç Görüsüdür. Zira Vader'ın kaskının ön yüzü patlar ve gördüğümüz Luke'un yüzüdür. Sanırım Vader'ın babası olduğunu anlatmaya çalışıyordur Güç. Luke onun gibi karanlık tarafıyla yüzleşecektir. Yoda'nın yanına döndüğünde taşları bir eli yerde, bacakları havada, ayağının üzerinde Yoda ile eğitime devam eder, öteki eli taşları Güç ile üst üste dizmeye çalışmaktadır. Luke'un geldiği gemi bataklığa batınca dikkati dağılır ve düşer. Yoda gemiyi Güç ile kaldırmasını söyler fakat Luke beceremeyeceğini düşünmektedir, taş başkadır, gemi başka. Yoda ise aynı olduklarını düşünmektedir. İşte burada o manidar replik gelir. Luke 'Deneyeceğim.' der. Yoda da 'Deneme. Yap ya da yapma. Deneme diye bir şey yok.' dese de Luke beceremez, gemi batar. Yoda yaşamdan beslenen, bizi çevreleyen, enerji olan dostumuz Güç'ten bahsederken Luke gazlanacağına, imkansızı istiyorsun diye hocasına atar yapar. Ancak Yoda ne yapar, bir Jedi'ın yapacağını ve Güç'ü kullanarak gemiyi bataklıktan çıkarır. Luke inanamadığını söyler ancak zaten bu yüzden başaramamıştır.
Eğitimi devam ederken bir taraftan da Luke görüler görmeye başlar geleceğe dair. Han ve Leia acılar içindedir. Luke gitmeye hazırlanacakken, Yoda ve Obi-Wan Güç Hayaleti olarak onu engellemeye çalışırlar. Güç'ü kontrol edememektedir ve bu da onu karanlık tarafa çekebilecek bir şeydir. Babası da aynısını yapmıştır. Annesini ve sevgilisini kurtarmak uğruna karanlık tarafı kucaklamıştır. İkisini de kurtaramadığı gibi uğruna savaştığı her şeyi yıkıp Yoda'nın dediği gibi kötülüğün elçisi olagelmiştir. Obi-Wan İmparatorun Luke'u istediğini, arkadaşlarının da bu yüzden acı çektiğini söyler. Obi-Wan bu öğrencisini de Vader gibi kaybetmek istememektedir. Luke eğer Vader gibi hızlı ve kolay yolu seçip eğitimini tamamlamaz ve yetkin bir Jedi olmazsa Darth Vader ve İmparatoru yani Darth Sidious'u yenemeyecektir. Sabır! Han ve Leia'yı kaybetme pahasına? Bu vermesi gereken zor bir karar olsa da Yoda amaçlarının onurlandırılması gerekiyorsa onları kaybetmeyi de göze alması gerektiğini düşünmektedir. Luke Vader ile karşı karşıya gelirse Obi-Wan ve Yoda yardım edemeyecektir. Bu Skywalker sülalesindeki en kötü özellik inat ve başına buyrukluk olduğu için sözler nafiledir. Luke gidecektir. Son hatırlatma olarak, nefrete boyun eğme seni karanlık tarafa götürür denir ve Luke da geri döneceği sözünü vererek gemisini uçurur. Luke Jediların son umududur. Ancak bir umut daha vardır... Vader'ın kızı, Leia.
O sırada Lando Calrissian İmparator ile anlaşma yapmış ve Han ile Leia'yı Vader'ın tuzağına düşürmüştür. Vader Leia ve Han'ı yem olarak kullanıp Luke'u aramaktadır. Luke'un gemisi inerken Vader da Han'ı dondurur, Leia ve Chewbacca'yı kullanarak Luke'u kendine çeker. Çalsın vjınlar, savaşsın ışın kılıçlar. Baba oğla karşı, Jedi Sith'e karşı... Luke her ne kadar korkusunu kontrol edebilmeyi öğrenmiş olsa da Vader onun öfkesini ortaya çıkararak onu karanlık tarafa çekmeye çalışmaktadır. Luke'un kaderi Vader ile yatmaktadır. Vader Luke'un elini keser, kendi tarafına katmaya çalışır, karanlık tarafın gücüyle daha da güçlenecek ve eğitimini Vader tamamlayacaktır. İmparatoru yenip galaksiye düzen getirecekler ve baba oğul galaksiyi yöneteceklerdir. Sonra o can alıcı replik gelir. '-Obi-Wan babana ne olduğunu sana anlatmadı. -Yeterince anlattı. Babamı senin öldürdüğünü söyledi. -Hayır, ben senin babanım. -Hayıııııııırrrrrr!!!' Leia, Lando ve Chewbacca Luke'u kurtarırlar Luke ile Vader Güç yoluyla uzaktan konuşurlar. Luke ve Leia Han'ı aramak üzere yollanırlar ve ikinci film biter.
Üçüncü filme gelirsek o toy Luke'u artık görmemeye başlarız. Elmacık kemikleri daha bir oturmuş, olgunlaşmıştır, Han'ı donmuş halini süs olarak kullanan Jabba'nın elinden kurtarmak için hologram yoluyla pazarlık ederken kendini Jedi Şövalyesi olarak tanıtır. Siyahlar giyinmiştir. Gerçek Luke Skywalker'ı işte bu filmde görmeye başlarız. Kurtarma işi sırasında Han geri dönmüş fakat metal bikinili bir köle haline getirilen Leia ile beraber yine tutsak edilmiştir, hem de Chewbacca, R2D2 ve artık Jabba'nın çevirmen androidi olan C-3PO ile. Bir Jedi Şövalyesi onları kurtarmaya gelecektir. O da ne, Luke kukuletalı bir Jedi cüppesi içinde elleri önden bağlı gelmiş olmasın, hem de Jabba'nın yandaşlarından birine Zihin Kontrolü (Jedi Mind Trick) uygulamasın mı? Geç olsun güç olmasın, olgunluk yeni tabi bünye alışmamış tam, Jedilığın da şanındandır, yine tuzağa düşer. Yine de Jabba'ya 'Bu son şansın. Bizi özgür bırak ya da öl.' atarını da yapmayı ihmal etmez. Bildiğin planlı programlı hareket etmiştir. Lando'yu Jabba'nın insanlarının (Her şeye bir adam olmak diye tutturmuşsunuz. Adam yerine kullanın şunu! İnsan. Basit, bütünleşik, cinsiyet ayrımı yapmayan bir kelime. Hem de her ne kadar Arapça olsa da Homo Sapiens olan bizleri dil kullanımında yansıtıyor. Niye kızdığıma, atara kalkıştığıma gelirsek, 'Jabba'nın adamları' yazmamak için ne yazarım diye düşünmek zorunda kalacağım, arama motorunu kullanır bir hale getirilmiş güzel Türkçemi erilleştirmemek için!) arasına katmıştır. Hani Vader ile olan savaşında elini kaybetmişti ya, o sırada ışın kılıcı da 7. filmin büyük bir olayı olana kadar kayıplara karışmıştı. İşte Luke kendi ışın kılıcına sahiptir artık, hem de yeşil renktedir. R2D2'nun içinde saklanmış kılıç fırlatılmış ve Luke vjın vjın günü kurtarmıştır.
O sırada Vader da kocaman bir orduyla beraberdir, ustasını, İmparator'u karşılamaktadır. Güç sohbetlerinin ilginçliği bizleri bitirse de acaba onlar için de aynı mı diye düşünmeden edemiyorum. Yorucu ve zaman zaman sıkıcı oluyor olmalı. Karşındaki hemen fark ediyor aklındakini, sen dile getirmeden şakıyor hemen. Hani yok aslında öyle değil diye kıvıramazsın da bu durumu, zihnini okuyorlar sonuçta. Sidious da Vader'ın Genç Skywalker'ın peşine düşmek istediğinin farkındadır. Burada da Sithlerin sabır diye bir eğitimleri olduğunu öğreniyoruz. Zaten Jedilar ile Sithlerin eğitimleri de pek çok özellikleri de birbirine benzer. Onları ayıran bir taraf huzuru, bilgiyi, sükuneti kullanırken, diğer tarafın duyguları, hırsı, öfkeyi, korkuyu, saldırganlığı kullanmasıdır. Luke'un doğru yola, yani kendi yollarına gelmesini beklemektedirler. Diğer taraftaki usta ise iyice yaşlanmış, hastadır, Yoda yakında ölecektir. Luke da bunun hüznünü yaşamaktadır. Luke eğitimini tamamlamıştır, artık neredeyse bir Jedidır. Tek eksiği, Vader ile karşılaşmalıdır. Luke hala babasının Vader olduğu karmaşasını kabullenememişken Yoda bunu tasdikler. Luke bu acı gerçeği kabul edip, bununla yüzleşmelidir. Geriye öğrendiklerini öğretecek, yazımızın konusu olan Son Jedi kalmıştır. Yoda ölmeden, son nefes havliyle başka bir Skywalker daha olduğunu söyler; Leia yani. Sorumluluk başlamıştır. Obi-Wan'ın ile hayaleti ile konuşurlar. Ustasına kızar, neden Obi-Wan Vader'ın babasını öldürdüğünü söylemiştir ki? Neden asıl gerçekten kaçınıp yalan söylemiştir? Esasında bir açıdan bu doğrudur. Anakin Skywalker kişiliği Darth Vader'ın doğduğu gün ölmüştür. Vader Obi-Wan için insandan çok makine haline gelmiş, sapmış ve kötü biri olsa da Luke onun içinde hala iyilik olduğunu düşünmektedir. İkizlerin neden birbirlerinden ayrıldığı hususu da anlaşılır. Çocukları babalarından korumaya çalışmışlardır. Obi-Wan kardeşinin kim olduğunu söylemez fakat Luke farkına varır. Leia bir Skywalker'dır. İkinci filmde kardeşiyle öpüşmesini ve ilk filmde Vader'ın neden Leia'nın kendi çocuğu olduğunu Luke'ta olduğu gibi fark etmediğini ve hatta ona işkence edişini saymazsak bu makul derecede anlaşılabilir bir konudur. Fakat Star Wars'un ilk üç filmi, her ne kadar sizlere bugün Luke üzerinden fazlasıyla spoiler vermiş olsam da sürprizlidir.
Luke eğitimini yarım bırakıp babası ile hazır olmadan karşılaşmış olduğu için eğitimini tamamlamış olsa da ve bu filmde gerçek bir Jedi Şövalyesi izlesek de Luke'un içinde kopan fırtına onu rahatlıkla karanlık tarafa sürükleyebilecek cinstendir. Artık kalan Son Jedi olduğu için de maalesef babasıyla karşılaştıktan sonrasında yalnız olacaktır. Üzerine çok büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Luke Skywalker normal Jedi geleneğiyle yetiştirilmemiştir. Ne küçük yaşta alınmış ne de eğitimini belli çatışmaları tamamlamış olarak verebilmiştir. O yüzden üçüncü filmin konusu Luke'un karanlık tarafa çekilme ihtimalidir. Sithlerin yeni Ölüm Yıldızı'na karşı toplanan İsyancılar'ın toplantısına yetişir ve yeni bir savaşa katılacaktır. Vader ile Sidious da o sırada Luke ile ilgili planlarını yapmaktadırlar. Komuta gemisine yaklaştıkça Luke Vader'ı hisseder. Bu yüzden görevi tehlikeye attığını hissetmektedir. İşin ilginç tarafı Vader Luke'u hissederken, İmparatır hissedememektedir. Nitekim İmparator Luke'un Vader'a duyduğu şefkatin farkındadır. Bu şefkate güvenmektedir. O sırada ormanda Ewoklarla takılırken Luke Leia'yı köşeye çekip dertleşir. Babası yakınında olunca ikisi de birbirlerini hissettikleri için görevi tehlikeye atmasından bahseder. Gerçek anneleri hakkında konuşurlar. Sonrasında şu sözler dökülür: 'Güç benim ailemde kuvvetli. Babamda var. Bende var. Kızkardeşimde de var. Evet bu sensin.'. İşte Leia'nın Güç ile bağlantısı da budur ki, her nasılsa Leia da bunun farkındadır. Vader ile Sidious Luke'u kendi taraflarına çekmeye çalışırlarken, Luke'un da Vader'ı iyi tarafa çekme çabası vardır. Onun içindeki iyiliği hissetmiştir. Hey gidi Anakin, hala orada mısındır? Luke gidip Vader'ın Stormtrooperlarına teslim olur.
Vader ile karşılaşmasında ona baba deyip, Anakin Skywalker'ı hatırlatır. Takdir edersiniz ki Vader bundan pek hoşlanmaz. İçindeki iyilikten de bahseder, İmparator o iyiliği tam olarak silememiştir. Bu yüzden Luke'u öldürememiştir ikinci filmde, bu yüzden Luke'u İmparatora teslim etmeyecektir. Luke babasının içindeki çatışmayı görmektedir. Vader kendisi için geç olduğunu düşünmektedir. Yine de Güç'ün aydınlık tarafına boyun eğmez ve Luke'u İmparatora teslim eder. Yeni ustası İmparatordur, ona Güç'ün asıl doğasını öğretecektir. Gerçekten Anakin ölmüş müdür? Luke İmparator ile karşılaşır. Eğitimini tamamlamak için sabırsız, ona usta demesini istemektedir. İmparatora kafa tutar, nerede o korkak çocuk; bak sen şu Skywalker asaletine, cesaretine. Ancak gerçek şu ki Sidious planlıdır. İsyancılar kazanıyor gibi görünse de aslında onun tuzağına düşmüşlerdir. Bu durum Luke açısından daha da çaresiz kalması demektir. Köşeye sıkışmıştır. İmparator kendisini öldürmesini istemektedir. Öfkeye kapılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Artık yeni çırağım diye çağırıyordur Luke'u. Nitekim Luke ışın kılıcını geri alır. Vader ile birbirlerine girerler. Vader ile savaşırken İmparator tahtından onu kışkırtmaktadır. Saldırganlığını, öfkesini, nefretini Vader üzerinde kullandırmaya çalışmaktadır. Fakat Vader da kendi iç çatışmaları içindedir bu düelloda. İnsafın yok mu İmparator, babayı oğluna, oğlu babaya kırdırıyorsun; üç kuruş saadeti şu Skywalkerlara çok görüyorsun.
Luke İsyancılara odaklandığı için düşünceleri arkadaşlarına, Leia'ya kayar. Bunu hisseden Vader da bir kızı olduğunu hisseder. Luke ona katılmazsa, belki o katılacaktır. İşte Luke'un öfkesini burada görürüz. Vader'a saldırganca saldırmaya başlar tıpkı bir Sith gibi. En sonunda ışın kılıcı tutan elini görür. Babasını köşeye sıkıştırmıştır. Babasının elinin de robotik olduğunu gören Luke empati kurar ve Sidious'un babasını öldürtmeye çalışmasına ve kendi öfkesine direnir. Işın kılıcını kapatıp yere atar, ona boyun eğmez. Sidious ona karanlık tarafın Güç Şimşeğini uygular. Luke babasına yalvarırken, Vader çatışmasını sonlandırır ve oğlunu Sidious'tan kurtarır, ancak bu onun da sonu olacaktır. Elektrik, sistemini bozar. Anakin Skywalker dönmüştür. Ancak ölecektir de. Luke'tan maskeyi çıkarmasını ister, onu kendi gözleriyle görmek istemektedir. Onun yanmış vücudunu görürüz. Luke onu kurtarmaya çalışır. Ancak çoktan kurtarmıştır aslında. Kardeşine de söyle der, benim hakkımda yanılmadın. İyiliğini benimsemiştir tekrar, son anlarında da olsa. Anakin Luke'un kollarında can verir. Ölüm Yıldızı yok edilir ve iyiler kazanmıştır. Leia da Luke'un varlığını hissetmektedir, kurtulmuştur. Kim bilir belki babasının son anlarını da öyle. Luke babasının cesedini Vader'ın yaşam destek ünitesi ve maskesi üzerinde iken ateşe verir. Jedi seremonisiyle uğurlanmıştır. Sonrası kutlamalar, Leia, Han, Chewi, Ewoklar, Cumhuriyetçiler falan. O sırada üç Güç Hayaleti görürürüz; Anakin, Yoda ve Obi-Wan... Orijinal üçleme son bulur.
Star Wars efsanesi geri döndüğünde bu kez Anakin'in hikayesi anlatılmıştır ve Eski Cumhuriyet. Ancak orijinal serinin devamını umutla bekliyorduk. Nitekim Force Awakens ile döndü. Jediların akıbeti ne olmuştur? Luke'a, Leia'ya, Han'a ne olmuştur? Bunlar bizler için soru işaretiydi. Bir bakıma hala soru işareti. Star Wars: Bölüm VI Jediların Dönüşü ile 2015 yılında geri dönen Star Wars: Bölüm VII The Last Jedi arasında olanlar muhtemelen başka filmlerle, dizilerle, çizgi romanlarla desteklenecektir. Bu konu başka bir yazının konusudur o yüzden. Burada ama evren olan orijinal filmlerdeki Star Wars ve Luke anlatılmıştır. Orijinal üçlemenin devamı olan Force Awakens'ta Luke'tan sadece bahsedilmiştir. First Order diye bir Karanlık Taraf yükselmiştir. Luke Jedi Akademisini kurmuştur fakat Han ile Leia'nın oğlu Ben Solo maalesef onu eğitirken karanlık tarafı seçmiştir. Luke'un Son Jedi olarak uğruna savaştığı her şeyi bu genç Jedi yok etmiştir. Dedesini ilham almaktadır. Ancak onun son anlarını görmemiştir. O son anları gören tek kişi Luke'tur. Romanlarda Leia'nın babasını affetmediği anlatılır. Çünkü onun gördüğü kızına işkence eden, seri bir katildir. Ben ise Anakin'in bile yüzleşemediği bir şey yapmış ve babasını, Han Solo'yu kendi ışın kılıcı ile öldürmüştür. Luke da bu yıkılmanın verdiği başarısızlıkla Güç'ün ve Jediların doğduğu yere dönmüştür. Ustaları Obi-Wan ve Yoda gibi hem öğrencisi hem de Jedi düzeni konusunda başarısız olmuş ve sürgüne çekilmiştir. Son umut olan Son Jedi maalesef umutların karşılığını verememiştir. Zaten yarım başlayan Jedi eğitimi, her ne kadar öfke, saldırganlık karşısında kendisini kurtarabilmiş olsa da üzerine yüklenmiş olan Jedi düzenini eski ihtişamına kavuşturmak sorumluluğunu karşılayamamıştır. İki farklı robota yüklenen haritayla yeri tespit edilebilecektir. Herkes bu haritayı aramaktadır. Rey yani yeni iyi kahramanımız onu bulur. Film onun bulunuşuyla biter. Efsanevi rolüne dönen Mark Hamill'in bunun dışında bir sahnesi yoktur bu filmde. Sadece Rey'in bazı görüleri vardır. Luke'un fragmanlarda gördüğümüz korkmuş hali, başarısız oluşunun onu tümüyle etkilediğini Jediların artık olmadığını düşündüğünü göstermektedir. Rey eski öğrencisi Ben kadar güçlüdür. Bu durum onu korkutmaktadır. Eğitim vermeye gönülsüz olduğu göze çarpar. Yine de eğiteceğini düşünüyorum. Kim bilir belki Rey'in eğitimi de Luke gibi yarım kalır. Fakat bu sefer problem ustadır. Eğer fragman yanıltmıyorsa buram buram Gri Jedi kokuları alıyorum. Bakalım, bekleyip göreceğiz. Bu yazımızda bir kahramanı, Star Wars ana evreninde yaşayan Son Jedi'ı, Yeni Bir Umut'u yazdık. Başka yazılarımızda görüşünceye kadar tek diyeceğim Güç Sizinle Olsun!