Kadrosunda Johnmy Depp, Eddie Redmayne, Jude Law, Zoe Kravitz, Katherine Waterston, Ezra Miller, Dan Fogler, Alison Sudol ve Callum Turner gibi isimleri barındıran David Yates'in yönettiği Fantastic Beasts 2, 16 Kasım 2018'de vizyona girecek.Warner Bros. bugün filmin resmi adını ve tüm kadronun olduğu bir görüntü yayınladı.
Filmi adı Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald/Fantastik Canavalar: Grindelwald'un Suçları olarak belirlendi. Filmi resmi özeti ise şöyle;
Söz verdiği gibi, Grinndelwald dramatik bir şekilde kaçarak, sihirbazları diğer tüm büyülü olmayan varlıklardan üstte tutma davasına daha da fazla mürid topluyordu.
Ve onu durdurabilecek tek kişi, bir zamanlar en yakın dostu olan Albus Dumblrdore. Ancak Dumbledore, daha önce Grindelwald'ı yakalayan ve eski öğrencisi olan Newt Scamander'ın yardımına ihtiyaç duyacak. Macera Newt, Tina, Queenie ve Jacob'u tekrar buluşturacak. Ancak görevi onları yeni düşmanlar ve tehlikeli, bölünmüş sihirbaz dünyasıyla karşı karşıya bırakıp onların sadakatini sınayacak.
İstanbul’dan yola çıkan
Doğu Ekspresine farklı nedenlerle bir grup insan biner. Tren yolculuk esnasında
bir çığ düşmesi sonucu sıkışıp kalır. Tam da bu olay üzerine yolculardan
birinin öldürüldüğü fark edilir. Trende yolculuk eden ünlü dedektif Hercule Poirot
katilin kim olduğunu bulacaktır.
Agatha Christie’nin aynı adlı ünlü romanından
uyarlama olan filmin yönetmen koltuğunda Kenneth Branagh (Thor, Cinderella) yer
alıyor. Aynı zamanda baş karakter ünlü dedektif Hercule Poirot’u da kendisi
canlandırıyor.Senaryosu tutarlı ve
dengeli ilerliyor olsa da göze batan pek çok nokta oluyor. 2 saatlik süresine rağmen olaylar hızlı
gelişiyor. Herhangi bir derinlik oluşturulmadan karakterler üstünkörü işleniyor.
Kapalı ve genel olarak tek mekânda geçen film diyaloglar üzerinden ilerliyor.
Haliyle bütün iş neredeyse oyunculara düşüyor. Senaryodaki bu olumsuz yönlere
rağmen mizahi ilerleyiş filmi sevdiren yönlerden birisi oluyor. Karakter
tiplemeleri güzel ve ilgi çekici fakat karakterlerin hiçbirinde derinlik yer
almıyor maalesef ki.
Film, zengin bir oyuncu
kadrosuna ev sahipliği yapıyor. Fakat zengin oyuncu kadrosu bizleri pek memnun
ettiği söylenemez. Filmi oyunculuk konusunda götüren kişi yönetmenin kendisi
Kenneth Branagh oluyor. Hercule Poirot karakteri ile seyirciyi kendine çekmeyi
başarıyor. Fakat aynı şey Johnny Depp, Penelope Cruz, Michelle Pfeiffer ve
diğer ünlü oyuncular için söylenemiyor. İlgi çekici karakterlerine rağmen
kendilerini karakterleri ile özdeşleştiremeyip yapmacık bir hava yaratıyorlar.
Görsellik bakımından da
bizleri fazla memnun edemiyor. CGI ile yaratılan şehirler, dağlar, yollar ve
tren her sahnede göze batıyor ve bazen rahatsız edici oluyor. Tren ve dönem
kıyafetlerinin gayet iyi tasarlanmış oldukları ise belli oluyor. Fon müzikleri
genel olarak sahneler ile uyumlu olsa da hikâyeye pek bir katkısı olmuyor,
sönük kalıyor.
KARAR: Murder on the Orient
Express, oyunculuk performansları, görselliği ve yetersiz derinliği ile hayal
kırıklığına uğratıyor olsa da baş karakter olan dedektifi, merak uyandıran ilerleyişi
ve mizahi havası ile keyifli bir suç-gizem filmi. Özellikle Agatha Christie
severlerin izlemesini tavsiye ederim.
Agatha Christie'nin aynı isimli romanından uyarlanan Murder on the Orient Express'ten yeni bir fragman yayınlandı. Filmin kadrosu yıldızlar geçidi resmen. Kadroda Tom Bateman, Kenneth Branagh, Penélope Cruz, Willem Dafoe, Judi Dench, Johnny Depp, Josh Gad, Derek Jacobi, Leslie Odom, Jr., Michelle Pfeiffer, Daisy Ridley, Marwan Kenzari, Olivia Colman, Lucy Boynton, Manuel Garcia-Rulfo ve Sergei Polunin yer alıyor. Yapımcı koltuğunda ise Ridley Scott, Mark Gordon, Simon Kinberg, Kenneth Branagh, Michael Shaefer, Judy Hofflund var. Filmin senaryosunu Michael Green yazıp, Kenneth Branagh yönetiyor.
Bilmeyenler için konusu ise şöyle;
Avrupa'ya yapılan hesapsız bir tren yolculuğuyla başlayan hikaye hızla, şimdiye kadar söylenmiş en şık ve en heyecanlı gizemlerden birine dönüşür. En çok satan yazar Agatha Christie'nin “Murder on the Orient Express” adlı romanından uyarlanan filmde, herkesin şüpheli olduğu bir tren üzerinde mahsur kalan on üç yabancının hikayesi anlatılıyor. Bir adam, katil tekrar saldırmadan önce bulmacayı çözmek için zamana karşı yarışmak zorundadır.
Yayınlanan fragmanı aşağıdan türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.
Murder on the Orient Express, 10 Kasım'da sinemalarda.
Fantastik
canavarlar nelerdir, nerelerde bulunurlar Harry Potter evreninin sevilen
kitaplarından biri olmuştu ve ardından Fantastic
Beasts and Where to Find Them (2016) yılı ile izleyicilerin
karşısına çıkmıştı ve gerek fantastik canavarlar gerek ise olay örgüsüyle bir izleyicileri
memnun etmeyi başarmıştı.
Yönetmen
koltuğunda David Yates’in oturduğu devam filmi için oyuncu kadrosu açıklandı;
ilk filmde karşımıza çıkan ana karakterler ve rolleri tamamen devam edeceği
gibi filmde çok az görme fırsatı bulduğumuz Johnny Depp ve ZoëKravitz tekrar izleyicilerle buluşacak.
Beni en çok heyecanlandıran Jude Law’ın Albus Dumbledore rolünü üstlecek
olması. Çok bahsedilen Newt Scamander’in abisi rolünü de Callum Turner
üstlenicek gibi gözüküyor
Yıllardır merakla beklenen Karayip Korsanları'nın beşinci filmi nihayet bu cuma vizyonda! Biz de orijinal ismi 'Dead Men Tell No Tales' (ölü adamlar hikaye anlatmaz) olup ülkemizde 'Salazar'ın İntikamı' başlığıyla vizyona giren filmi izleyip sizler için inceledik!
Şahsım adına, benim çocukluğum fantastik filmlerin altın çağında geçti; Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve hatta Narnia... Ve şüphesiz bu fantastik filmler kuşağının vazgeçilmez bir parçası da Karayip Korsanları idi. Bugün bu fantastik furyasında bayrağı sırtlamış tek başına taşıyan tek yapım Game of Thrones olsa da, o dönemde biz hem muhteşem hikayeler, hem muhteşem görsel efektler, hem de hayalden ibaret olduğu için vazgeçilmez olan destansı maceraları bu saydığım filmlerle takip ederdik.
Sonra ne oldu? Bu seriler birbiri ardınca final yaptılar. Çünkü her güzel şeyin bir ömrü vardır, onlar kendilerininkini doldurmuşlardı. Fakat insanların özlemi o denli büyüktü ki, önce Orta Dünya orijinal üçlemenin yerini asla tutamayacak Hobbit ile geri döndü, sonra Harry Potter dünyası da uyduruk bir tiyatro oyununu sekizinci kitap olarak duyurma gafletine düştü ve orijinal serinin ancak gölgesi olabilecek fantastik Canavarlar re-make'i ile çıktı karşımıza.
Karayip Korsanlarının akıbeti ise biraz daha farklı. Açıkçası onu diğerlerinden farklı kılan en önemli özelliği sadık kalması gereken yazılı bir kaynak materyalin olmaması. Konsept olarak 60'larda yayınlanmış bir televizyon dizisinden uyarlanan Karayip Korsanları serisi, zaten özünde daha bağımsız maceralar içeren, filmlerin kendi içinde bütünleşik olduğu bir film serisiydi. Birbirini tamamlayan filmleri sadece ilk üçlemesiydi. Sonraki filmler sipariş üzerine geldiler.
Evet, sipariş üzerine geldiler. Zira 'Dünyanın Sonu' filmiyle 2007'de final yapan orijinal üçlemenin ardından bir devam filmi beklenmezken, filmin hayranlarının tam dört yıl boyunca yaptığı lobicilik çalışmaları meyvesini verince, dördüncü film ile 2011'de geri döndüler. Bundan biraz sonra ortaya çıkan beşinci film anonsundan filmin vizyon tarihine ise tamı tamına altı yıl geçti.
Bu sürede yapım, çeşitli sebeplerle aksadı, hatta Jonny Depp'in geçirdiği bir rahatsızlık sonucu uzun bir süre durdu. Ve nihayet, ülkemizde 26 Mayıs 2017 tarihinde vizyona giriyor.
Filmi izlerken nasıl bir hissiyat oluştu derseniz... Eğri oturup doğru konuşalım, bu film size farklı bir şey vermeyecek. Hiçbir zaman da muhtemelen beklediğinizden farklı bir şey bulamayacaksınız bu seride, artık iyiden iyiye bir döngüye girmiş vaziyette Karayip Korsanları. Eğer farklı bir şey görmek istiyorsanız artık, hayal kırıklığına uğrayacaksınız baştan söylemesi.
Ama bu filmin ilk üç filme olan benzerliği açıkçası bu filmi dördüncü filmden daha çok beğenmeme sebep olan faktördü benim için. Evet, çok bariz benzerlikler var -spoiler'lı yazıda detaylı bahsederiz ama- neredeyse orijinal üçlemeyi eğip büküp tek bir filme sığdırmışlar görüntüsü vardı Salazar'ın İntikamı'nda. Dolayısıyla ucu açık kalmadı. Pekiyi filme henüz girmeden bana 'Yaşasın, Karayip Korsanları izleyeceğim!' derdirten faktörleri film nasıl kullanmış?
Son derece tadında kullanmış, orası net. Bir kere Johnny Depp deyip birkaç saniye susmak lazım. İnanılmaz özgün ve yaratıcı karakterlere hayat verdi şimdiye kadar Depp, ama belki içlerinde en mühür rol Kaptan Jack Sparrow karakteriydi. Bu filmde bizi Jack'e çeken şey, onun hikayesinin başlangıcını görmemiz. Yıllar önce biz ilkokuldayken, Disney'in bir de Jack Sparrow'un gençliğini anlatan hikaye kitapları serisi vardı. Öyle çok severdim ki... İlkokuldayken kitap namına okuduğum birkaç şeyden biri o kitaplardır. Dolayısıyla genç Jack'i görmek, ve ihtiyarlığına dönüp onun ne kadar kaypak ve menfaatçi biri olduğunu izlemek keyif vericiydi benim için.
İkinci bir şey de uzun süredir hasret kaldığımız deniz savaşlarıydı. Dördüncü filmde bu seri de terk etmişti bu aksiyon sekanslarını kullanmayı. Ama muhtemelen Kaptan Salazar'ın Davy Jones'dan sonra buna en elverişli düşman olması hasebiyle buna dönmeyi tercih etmişler ve iyi ki de bunu yapmışlar. Salazar'ın tayfasının ve gemisinin eşsiz yetenekleri, ayrıca Davy Jones vari bazı 'canavar salışları' falan... dedim ya, bazı şeyleri tekrar ettikleri çok belli.
Yeri gelmişken oyunculuk performanslarına da değinelim... Johnny Depp, Geoffrey Rush, Kevin McNally, Orlando Bloom ve Keira Knightley gibi eski seriden tanıdığımız oyuncuların varlığı damağımızda bir hasret, bir neşe tadı bırakıyor gerçekten. Gerçi ilk üçü artık bu filmlerin demirbaş isimleri olmuşlardı. ('-dı'sını spoiler'lı yazında konuşalım.) Ve gelelim yeni oyunculara... Kaptan Salazar rolünde Javier Bardem. Ödülleri, kariyeri, yeteneği- söylecek çok fazla şey yok. Genç oyuncularımıza ... Önce Carina Smyth karakterini canlandıran Kaya Scodelario'dan bahsedelim. Carina bir gökbilimci, o dönemin kraliyetine karşı başardıklarıyla kadın erkek eşitsizliğine karşı bir sembol olarak ortaya konmuş bir karakter. Genç yıldız bu rolün hakkını vermiş diyebilirim, hikayede daha kilit bir rolü olduğunu ise daha sonraları anladık. Ve Brenton Thwaites... Genç aktör filmde Henry Turner karakterini canlandırıyor. Evet, kim olduğunu tahmin ettiniz ama ne kadar tekdüze ve yetersiz kaldığını hayal bile edemezsiniz. Yani ben ki Orlando Bloom'un oyunculuğunu vasat bulurum, maalesef Brenton onun tırnağı bile olamamış.
David Wenham'ı Saint Martin kraliyet donanması kaptanı Kaptan Scarfield karakteriyle çok haksız bir kısalıkta izledik, kariyerinde Yüzüklerin Efendisi, 300 gibi yapımları olan bir oyuncuya bu şekilde yazık edilmesi içimi burkmadı değil.
Ve filmin en önemli yanı: macera. Bu filmde bana macerayı çağrıştıran şey deniz mi, öteden beri hayran olduğum gemi savaşları mı, çok iyi kurgulanmış deniz mitolojisi ve efsaneleri ögeleri mi yoksa sadece ve sadece bu aşağıdaki efsane film müziği mi bilemem ama Karayip Korsanları
dendi mi benim aklıma gelen en önemli şey: evet bir maceraya atılıyoruz. Yıllar geçse de herhalde bir çocukluk anısı olarak bile tüylerimi ürpertmeye yetiyor. Yani aynı heyecanla izlemeyi başardım bu filmi. Her ne kadar aynı şeyin bir başka versiyonu olsa da... Eğer siz de Karayip Korsanları maceralarına özlem duyuyorsanız, izlemenizi tavsiye ediyorum.